“Yürek Açılımı”

20 Ağu 2009

ktHaftalardır “Kürt açılımı”nı tartışıyoruz. Yol haritaları çiziyoruz, paketler açıyoruz. Siyasi, iktisadi, kültürel adımlardan söz ediyoruz. Ama sorunun fazlaca tartışmadığımız bir boyutu daha var:
Yürek boyutu…
“Türkler ve Kürtler asırlardır kardeştir” diye başlayan cümlelerin, “Kardeşi kardeşe düşman edenlere” lanet etmelerin örtmeye yetmediği bir dip akıntıdan söz ediyorum.
Sevda kapılarının açık olup olmamasından…
Yani bir “kalp açılımı” ihtiyacından…

Dil Tarih’te
“Orada sorun yok ki” diyenlere İzmirli bir okurumun kederli mektubunu okumak isterim.
“Can Abi” diye başlıyor mektup:
“Derin mi derin bir aşk acısı çekiyorum… Yardım!”
Acıyı çeken kız, İzmir’den gelmiş Ankara’ya…
Urfa’dan gelen bir Mardinliyle Dil Tarih’te kesişmiş yolları…
Lakin sonra, kan kesmiş yollarını…

“Güneydoğulu ama…”Oysa kızın kanı, en baştan kaynamış ona… Önyargı, sevdasını dile getirirken bile dökülüyor satır aralarından… Diyor ki:
“Güneydoğulu, ama birçok Batılıya göre o kadar zarif, derin, dolu bir insan ki… Ona yan gözle bakan ‘reis’ abilerle karşılaştırılmaz bile… Kendimi ondan uzaklaştırmak için uğraştım, olmadı.”
Daha açılamadan, tatil dönüşü Mardinli’nin okuldaki kaydını dondurduğunu öğrenmiş İzmirli…
“İngilizce kursuna gideceği”ni bildirmiş okula; ama ayrılık kararı, intihar etmiş bir yakını yüzündenmiş.
İzmirli kız mahvolmuş üzüntüden…
Sonra bir gün, “kafası iyiyken”, kilometreler ötesine elini uzatmış, yazıp göndermiş duygularını sevdiğine…
Bu zor günlerde oralarda kendini yalnız hissetmesin, okulda onu bir arayan, bekleyen, özleyen olduğunu bilsin diye…

“Deniz, çölde boğulmasın”
Yıllar önce Türklere hitaben bir yazı yazmıştım:
“Her Batı dilinde ‘Seni seviyorum’ demeyi bilirsiniz de asırlardır birlikte yaşadığınız Kürtlerin dilinde ilan-ı aşk edebilir misiniz? ‘Ez gelek heşte dıkım’ın anlamını bilir misiniz” diye sormuştum.
“Bir gün lazım olacağını hiç düşünmemiştim” diyor İzmirli… Oradan kopya çekmiş. Aşkını ilan etmiş.
Karşılığında acı bir cevap gelmiş. Sadece onun için değil, hepimiz için acı… Demiş ki Mardinli:
“Bizim buralar çöldür.
ve insanları doğasıyla özdeş.
Gönülleri çatlaktır ve çatlakları derindir.
Öyle derindir ki;
hiçbir deniz çatlamışlıklarına su olamaz.
Aman! Deniz onlarda boğulmasın.
Yazık olmasın denize,
boşver…”

Terör ve aşk
Sarsılmış İzmirli kız… “Çöl”ün çoraklığına hayıflanmış; “deniz”in kifayetsizliğine… Paylaşarak azaltmak istemiş derdini…
Yakın arkadaşlarına açılmış. Ummadığı kadar büyük tepki görmüş.
Onlar da çorak topraklarla, bereketli suların bir arada olamayacağından dem vurmuşlar hep…
Bir tanesi “O Kürt, sen Türksün… Bir araya gelseniz de yürümez ki bu iş” demiş. Diğeri “Normal zamanda olurdu belki; ama şimdi terör var” diye itiraz etmiş.
“Yüzüme bir tokat gibi çarptı kimliğim” diyor İzmirli; “Ailem de bilse, yaşıtlarımla aynı tepkiyi verirdi.”

Ya sonrası?
Yazının devamını oku »


Açılım Şeyisi

18 Ağu 2009

atalayBazılarına göre “kürt açılımı” bazılarına göre ise “demokratik açılım” olarak nitelendirilen Türkiye’nin yeni gündemi daha çok konuşulacağa benziyor.
Bana göre “demokratik açılım” daha kabul edilebilir gibi duruyor.Çünkü “kürt açılımı” ırkçı söylemden öte bir mana ifade ettiğini düşünmüyorum.

Genel olarak Türkiye’nin böyle sorunu varmıdır diye kendimize soracak olursak evet vardır cevabı verilebilir.Her ne kadar işin içinde menfi hesaplar-taraflar var ise de genel bir bakış açısıyla ortada çözüm bekleyen vicdan ehli kişilerin varlığı da bir gerçektir.Yani kürt vatandaşlarımız.

Aslında bu durumun-sorunun “ulus devlet” olduğunu iddia eden bir ülkede yaşanması başlı başına bir ayıp olarak yeterlidir.Hepimiz biliyoruz ki ulus devletin temelinde farklı dinlere ve ırklara mensup kişilerin de hak ve hukukları gerektiği gibi verilmeli-korunmalıdır.Bunun en güzel örneği Osmanlı İmparatorluğunun hüküm sürdüğü dönemlerde görmek mümkündür.Eğer ki bunu yapamıyorsanız nasıl ulus devlet olacaksınız diye adama sormazlarmı.İşte ben bu işi CHP’den ve MHP’den daha iyi biliyor ve analiz edebiliyorum.Çünkü benim kimseye vermek zorunda olduğum bir hesap ve kimseden toplamak zorunda olduğum bir oy yoktur.

Bu bağlamda saygın bir tarihçi olan sayın Murat Bardakçı ‘nın “Milliyetçi bir devlet anlayışı ile imparatorluğu yorumlayamazsınız” görüşü ne kadar isabetli ve yerindedir.Yani hem milliyetçi olacaksınız hem de ulus bir devlet anlayışından söz edeceksiniz.Ben bu tezi savunan siyasetçilere “salak,gerzek” siyasetçi diyorum.

Şuanda ki mevcut hükümetin bu “demokratik açılımını” ben ulus devlet mantığı ile yorumlandığını düşünüyor ve çok yerinde buluyorum.

Peki yerinde bulmayan bu hödük taifesine ne oluyor da karşı çıkıyor çok da idarak edebilmiş değilim.Ama bu adamların nasıl bir mantık içerisinde olduğunu anlamak güç değil diye düşünüyorum.

Bu noktada CHP’yi sosyalist faşist,MHP’yi ise milliyetçi faşist olarak yorumluyorum.Bunların ulus devlet diye kesinlikle bir anlayışları söz konusu değildir.Amaçları mevcut düzeni muhafaza edip Türkiye’yi bir kördüğüm içerisinde çözümsüzlüğe mahkum etmektir.

Bunların çığırtkanlık yapmalarına sebep olan tek şey ise imralıda ki beyinsizin tamda bu açılım üzerine “yol haritası” diye bir saçmalık icat etmesinden ileri geliyor.Peki haklılarmıdır?Bence hayır yine de haklı değillerdir.Çünkü bu siyasetçi müsveddeleri bunun apaçık bir provakasyon olduğunu göremeyecek kadar yanlı bir zihniyete sahiptirler.

Her iki kanadın yapmak istediği şey bu süreci baltalamaktan başka bir şey değildir.Bunu anlamamak için salak veya geri zekalı olmak gerekir herhalde.

Bunların topu bu vatan’a ihanet içindedirler.

Kısaca böyle…


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.