Yandaş “Muhafazakar” Medya

07 Eyl 2009

İslami medya,islami gazete,islami televizyon vs.gibi söylemleri doğru bulmadığım için “islami”yerine “muhafazakar” kelimesi bana daha uygun geliyor.Ayrıca İslam dininde temsil kabiliyeti ve ehliyetine sahip merciler bellidir.

Bu vesileyle muhafazakar yandaş medyaya kısaca bir kaç sözüm olacak.

Malumumuz anti-muhafazakar çevrelerin süregelen bir şekilde dillendirdikleri “Ak Parti yandaş medyası” nitelemelerine maruz kalan Ak parti yandaş muhafazakar yayın kuruluşları bu söylemin doğruyu yansıtmadığını her fırsatta ifade etmektedirler.Tabii olarak ben bu itiraza katılmadığımı söylemeliyim.Katılmayışıma sebep teşkil eden durum ise özellikle 28 Şubat sürecidir.

Bu arada duyduk duymadık demeyin,başörtüsü baskısı hala devam ediyormuş.Etmesine ediyor da biz neden bunun farkında değiliz anlamış değilim.Hani nerede kendilerini muhafazakar olarak nitelendiren görsel ve yazılı basın medya kuruluşları?Hepsi sus pus olmuşlar.Eskisi gibi bu baskıların varlığını yandaş muhafazakar medya kuruluşlarında ne görebiliyoruz ne duyabiliyoruz.

Neden böylesiniz yahu cevap versenize eskinin mücahidleri şimdinin mütahitleri.Yerine göre araziye uyan anti-muhafazakar embesillerden ne farkınız var söyleyin?

Sizler dibine kadar Ak parti’nin yandaş kurumlarısınız.

Meğer ne eylemler yapılıyormuş da haberimiz yokmuş.TIKLAYIN…


Senimi Referans alalım

05 Eyl 2009

Muhafazakarlar ile anti-muhafazarkarların arasını bulmaya çalışan Ayşe Böhürler’den inciler:

Kürt açılımı, Ermeni açılımı derken Dini Açılım Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan vasıtası ile gündemimize girdi.Böylece Ramazanın ruhu Hürriyet gazetesine sirayet etti. Buna şükreden çok mümin vardır eminim. Reklam kokuyor bu hareketler diye eleştirenler, din jandarmalığı yapıp “olmadı, böyle de umre yapılır mıymış” diyenler, Allah katındaki makbuliyetini sorgulayanlar, umreyi siyasi özür gibi görenler, çeşit çeşit tepki var ortada.

İslam dini konusunda açılım yapmak Ertuğrul ve Ahmet Hakan’a mı kalmış.Hadi bu ayak takımı çıkıp cüret etmişler ve bu işe soyunmuşlar, bunu bir nebze olsun anladık.Size ne oluyor da çanakçılık yapıyorsunuz? İbadet kılıfı altında reklam kokan bu hareketlerin neyini tasvip edecekmişiz ki çıkmış milleti eleştirip duruyorsunuz.

Bir İngiliz bunu yapınca yere göğe koyamıyoruz da bizimkiler yapınca niye tu kaka diyoruz anlamadım.

Boş konuşma ve hadi ordan be.
Hangi ingiliz bunu yapmışta yere göğe sığdıramamışız?İspatlanması mümkün olmayan,muğlak,kıytırık örnekler verip durma.
Varsa örneğin hadi ver öğrenelim.
İslami camianın köşelik aydınları sizi!

Velev ki reklam olsun, velev ki samimi olmasın, velev ki iktidara yaranmak için olsun. Velev ki medyanın tuhaf hallerinden birisi olsun, velev ki popislam bir yaklaşım olsun .

Bize ne? Ameller niyetlere göredir.

Niye bize ne olsun?
Bunlar değilmiydi,müslüman milletin anasını ağlatan,kan kusturan? Evveliyatında almışsınız kendinizi sağlama,kapmışsınız köşe başlarını şimdi ahkam kesiyorsunuz.Aramızda ki münafıkların ne olduğunu kim olduğunu afişe etmeyecekmiyiz?Bunları tespit edip teyakkuz halinde olmayacakmıyız?

Ameller niyete göredir diye diye ayağımızı kaydırdınız yıllarca.Münafıklığın alametleri mevcut kaynaklarda zikredilmektedir.Bu mühim bilgileri baz alıp tabi ki kimin ne mal olduğunu söyleyeceğiz.Bunun neresi niyet sorguculuğu oluyormuş.Ertuğrul umreye gitti diye zil takıp oynayacak,şükür secdesine kapanacak değiliz ya.


Biliyor ama…

19 Ağu 2009

taşgetirenAhmet abi yine konuştu duymadık,bilmiyoruz demeyin.
Bugün ki köşeli yazısında şu makaleyi kaleme almış.Kendisi çok uzun zamandır yazıyor çiziyor.Televizyonlarda olsun gazete köşe yazılarında olsun sürekli bir şeyler söyler durur.

Dikkatle takip edecek olursanız kendisinin hiçbir zaman hiçbir şeyden tatmin olmadığını görebilirsiniz.Arada bir düşünüyorum acaba bu adama ne lazım diye.

İşin enteresan tarafı Ahmet abiyi okudukça kendimi,sanki ekmeği bulmuşta suşi yemeğimiz eksik kalmış gibi hissediyorum .Kendisinin hala hangi kabileye mensup olduğunu da anlamış değilim açıkcası.Hadiseler karşısında ki analizlerini bir tür doyumsuzluk olarak nitelendiriyorum.

Yorumlarını tarafsız olarak görmediğim zaten kesin.Sanıyorum buna etken sebep ise saadet partisine yakınlığı ile alakalı olsa gerek.

Yukarıda linkini verdiğim makaleden bir şey anladığını zanneden varsa beri gelsin.Güya aklı sıra hem ahkam kesiyor hem de bilgelik kabilinden mesajlar gönderiyor malum makamlara.Kendisi genelde hakim bir akla sahip olduğu için sürekli birilerinin eksikliklerinden dem vurup durur.Aslında yapılan işlerin çoğu ona göre yanlış olup düzeltmek zorunda hisseder kendisini.

Kendi sözleri olduğu gibi yer yer sözcülük namına şeylerde paylaşır bizimle.

Makalesinde bizlere sorularda soruyor.Aslında soru sormuyor bizim kendisi gibi düşünmemiz için bir takım cevaplar veriyor.

Hadi Ahmet abi silkelen biraz.Bundan daha iyilerini de yazabilirsin.

Ama mümkünse saadet partisi ağzıyla olmasın rica ediyorum.


Çocuk Eğitimi

04 Ağu 2009

cocukBüyüklerim bana “hayırlı bir evlat yetiştirmek istiyorsan kendine hayırlı bir eş seçmelisin” derdi.Zamanımızda ki yeni jenerasyona bakılırsa bizim seçimlerimizin pekte bu istikamette olmadığı gözükmekte.

Bunu anlayabilmek için özel bir ilim gerekmediği aşikar.Şöyle dışarı çıkıp baktığımızda dejenerasyonun ne boyutta olduğu besbelli.

Onları bize leylekler getirmedi şüphesiz.Toplumun gelişiminde ve ilerlemesinde benim de sorumluluklarım var.Bunu ihmal ettiğimi yer yer görmekteyim.Eksiklikleri görebilmek için azcık özeleştiri yeterli olabiliyor.

İşte ben böyle kendi kendime bunalım takılıp,ne olacak bu memleketin hali diye dövünüp dururken, (desem de inanmayın) stres atmak için youtube seyahatine çıktım.

Arama motoruna bir şeyler yazdım ve karşıma şöyle bir video çıktı.

Videoyu izledikten sonra derin bir nefes aldım ve ohh be gayretkeş kardeşlerimiz hala varmış dedim içimden.

Bu kutlu anneyi ve babayı tebrik ediyor sayılarının daha da çok artmasını yüce Allah’dan niyaz ediyorum.


TÜSİAD devletten, MÜSİAD dinden elini çekmeli!

01 Ağu 2009

musiadTam da kapitalist anne ve babalar üzerine bir yazı kaleme almak aklımdan geçiyorken,tespitlerine değer verdiğim sevgili Dücane Cündioğlu’nun bu konuya ilham kaynağı olabilecek makalesini okudum.

Meselenin derinine inilmesi kaydıyla,toplumdan bireysele kadar tahakküm etmiş,anamalcılık (kapitalizm) mantığı ile İslam içerisinde yer edinmeye çalışan ve bunu meşru imiş gibi göstermek isteyen,çürümüş haliyle kokuşmaya yüz tutmuş bir müslüman prototipini rahat bir biçimde görebiliriz makalede.

İçimde bir şekilde sancılı gaza sebep olan ve hiç hazzetmediğim şu anamalcılık (kapitalizm) hezeyanını akil adamlar olarak tanımlayabileceğimiz bazı İslam aydınları da ne hikmetse makul görebilmektedirler.

Kitabın ortasından konuşmayı bırakıp da imitasyonik uyduruk açıklamalarla,bana göre mal’a tapıcılıktan hiç bir farkı olmayan bu iğreti ideolojinin,neye hizmet etmek gayesiyle savunuculuğu yapılabilir idrak edemiyorum doğrusu.

Hz.Ömer’in hizmetkarının suratına tokadı vurup “Biz islam olmakla zaten şerefliyiz” sözü ne kadar da bunları analiz eder vaziyette.

Bunların bu sakil düşünceleri ve eğri duruşları tabandan ne kadar uzak ve kopuktur.

Sosyalizm,Kapitalizm,Meteryalizm gibi kısır ve faydasız fikir bataklıkları İslam için değil ama müslümanlar için yüzyılın başbelasıdır.

Ezilmişliğin,hakları yenilmişliğin,aşağıda-geride kalmışlığın verdiği bu aşağılık kompleksinden kurtulup,İslam eşittir “izm” gibi monte edicilikten ne zaman ve nasıl sıyrılacağız?

İşte bu konuyla alakalı veya benzer şu makale yi istifadenize sunuyorum.


Sabriye

23 Tem 2009

Sabriye,İslam aleminin en delikanlı hanımefenedisiydi.

Kendisine cariye standartları yaşatılan,sanki emri vaki iki çocuklu,köle makamında,evinde efendilik taslayan bir ekabirin hammaliye işlerine bakıyordu.

Cümle alem kadınları evlerine gelen nafakalarını kaşıkla yerken,o nafakasını dayak olarak alıyor karnını öyle doyuruyordu..Evet,gün boyunca yapmış olduğu hizmetinin karşılığını böyle alıyordu Sabriye.

Aslında istemiyordu,bunu hak etmediğini düşünüyordu.

Bu işten sıyrılmanın yollarını arıyordu.Adolf Hitler kalpli kocası da Allah’dan korkmuyordu.”Gavura vurur gibi” dedirtecek sahneler yaşanıyordu ev gibi gözüken cezaevinde.Sanki savaşta esir düşmüş hissediyordu kendisini,gözlerine bakıyordu efendisinin,dili tutuk yüreği merhamet ister gibi.

Kocası onu sözde!seviyordu,korkmuyordu bu beni bırakır da gider bir gün diye.Çünkü biliyordu,Sabriye onun nikahı altındaydı.Adam aklından, güya dini hükmünce “ben onu boşamadan o beni boşayamaz “ rahatlığını yaşayarak tekmeliyordu Sabriyeyi.

Olurmu olmazmı deyu şunu bir araştırayım dedi Sabriye.Öyle ya böyle bir adalet olsa olsa ömür törpüsü olur diyordu.Hem yolda yürüyor (dayağın etkisiyle seke seke) hem de dilinden şunları mırıldanıyordu;

“Acaba İslam’ın böyle bir zillete ruhsatı varmıydı,işkenceye maruz kalan bir kadın boşanamazmıydı istese de?” diye soruyordu.

Her şeyi ben biliyorum zanneden,zevk-u sefanın vermiş olduğu rehavetle kendinden geçmiş hoca kılıklı birisinin huzuruna çıkmıştı Sabriye.

Erkek egemen (imparatorluk) bir toplumun neferi,hatta önde gideni olmanın ve gamyemezliğin vermiş olduğu heybetin (Ona nur diyor bazıları) tesirinden olacaktı ki,gözleri yerde bir haya abidesi gibi dertlerini sıralıyordu İslam aleminin en delikanlı hanımefendisi Sabriye.

Şöyle soruyordu;

-(Gözyaşlarıyla)Hocam eşim bana fiziki işkencede bulunuyor.Bana öyle vuruyor ki evin duvarları bazen kana bulanıyor.Sağlığımı kaybetmekten korkuyorum.Korkuyorum,aklımı kaybetmek üzereyim.Bu insan kılıklı Müslüman müsveddesinden bir an evvel kurtulmanın hayrıma olacağını düşünüyorum diyordu.Onu bırakmak istiyorum ama,boşamaya yetkim olmadığını söylüyor.Ve bu genişlik ve rahatlık içinde beni sürekli dövüyor.Böyle bir hali İslam bize reva görürmü?

“Hoca kılıklı” şahıs şöyle cevap verir;

-Zinhar! Bak adın da sabiyeymiş,sabret kızım.Kocanı uyar,ikaz et.Olmazsa seni boşamasını iste.Bu da olmazsa yapacak bir şey yok.Haline razı geleceksin.O seni boşamadan sen onu boşayamazsın,diyordu.

Anlatılanları duyan Sabriye bir kez daha yıkılmış,dayağın alasını şimdi yemiş gibi hissediyordu.Keşke evindeki efendisinin dayağına razı gelseydi de bunları duymasaydı hisleriyle dolup taşıyordu.

Böylece bir kadın,hocanın uydurduğu İslam ile Allah’ın vahyettiği İslam arasında bir kez daha ölürcesine boğuluyordu.

Yine böylece İmparatorluğumuza bir halel gelir endişesi ile hoca kılıklı zat,bir belayı! daha def etmenin rahatlığını yaşıyordu.

Alemin en delikanlı hanımefendisi Sabriye boynu bükük,gözleri yaşlı ve İslam’ın güya ona reva gördüğü bu hükme razı bir eda ile evine nafakasını almaya gidiyordu.

Seni bir kez daha ölürcesine dövdüğümüz için üzgünüm Sabriye kardeşim.


İslam’ın Rap’i de mi olurmuş

23 Tem 2009

Olur olur.

Benim bildiğim bu dünya da olmayacak tek şey ölüme çaredir.İnsanın yaşadığı her yerde her şey olabilirlilik dairesindedir.

Mesela siz bir şey yapmak istiyorsunuz,ama kabul edilebilirliliği konusunda endişe taşıyorsanız,önekine İslam koyarsanız, ne ala olur.Bakın elin oğlu yapıyor oluyor.

İslami çevrelerde bu konu bir aralar tartışma konusu olmuştu.Ben de bir kenara çekilmiş gülerek bütün bu olup bitenleri keyifle seyrediyordum.Esasında her ne kadar İslam’ın gariban taifesinde kabul görmese de,baba parası ile doyuma ulaşmış Müslüman gençlerimiz de genel olarak hoş karşılanmış ve genel kabul görmüştür.

Bende dinliyorum.Saçma sapan bir durum gibi gözükse de İslami rap,duygularıma, söylemek isteyip de söyleyemediklerime, bazen tercüman oluyor.İçinde İslam olsun da çamurdan olsun,benim kabulümdür.

İslami rap olurmu olmazmı diye düşünüp dururken aklıma şöyle bir soru da geldi,

“Acaba İslami Arabesk de olsa nasıl olur?” Kulağa hoş geliyor gibi.

İslam’ın arabeskimi olurmuş demeyin,İslam’ın rap’i oluyor da arabeski neden olmuyormuş.Hem zaten yok da denmez aslında.Mesela Abdurrahman Önül’ün çoğu eserlerin de bu mevcuttur.

Bu arada bunları yazarken aklıma Ömer Karaoğlu geldi.Bir yerde konser verirken dinleyici kitlesinden olan bazı hanımlar kolkola girmişler bir sağa bir sola sallanıyorlarmış.O bunu söylerken bir zamanlar konserlerine denk geldiğim Müslüm abimiz aklıma gelmişti.Orada da aynı şeyler oluyordu.

Ömer Bey bunu görünce,napıyorsunuz kardeşim,biz burada ne söylüyoruz siz nasıl hareketlerde bulunuyorsunuz.Ömer bey bence çok anlayışsız davranmış.Çünkü konserin düzenleniş amacına baktığımızda yapılan hareket çok da garipsenecek gibi değil.İnsanın için yanınca öyle sallanası geliyor demek ki.Ben olsam sesimi çıkarmazdım.

Hoş ben onlardan değilim onlarda benden.Çünkü ben öyle bir şey yapmam.Ama yalnız başıma kaldığım da rap’imide dinlerim,önüme gelenide dinlerim.Nasıl olsa niyetim biliniyor.Siz ne derseniz deyin benim içim rahat.

Diyorum ya bu cümleye hastayımdır.Hani bilirsiniz içimizde bir kabile vardır.Oblarda şöyle derler;

“Önemli olan kalp temizliğidir,sen benim kalbime bak” adam doğru söylüyor kardeşim.benim ki oluyorda onun ki neden olmasın.

Bunu neden söyledim şimdi onu da açıklayayım.

Çünkü ben her işimi yaparken mutlaka bunu referans alırım.Yani böylece yaptığım iş hem doğrulaşıyor hem de bana bir rahatlık veriyor.İşte İslami rap’i de bu duygu ile dinliyorum.Sadece dinlemiyorum ayrıca bunu destekliyorum da.

İngiltere başbakanı Toni Bileyır’a Kur’an hediye eden Yusuf abimizin kulakları çınlasın.

Son olarak iki sorum var;

1-Bu İslami Rap ne demek?

2-İslami Kolbastı olurmu?


İctihad edenler derneği

23 Tem 2009

Aaa…aaaa…Böyle de dernekmi olurmuş efenim demeyin sakın.Ben bugün kafamda kurguladım bal gibi de oluyor.Niye “Ay’ı seyredenler derneği” ve “Çağdaş yaşamı destekleme derneği” oluyor da içtihad edenler derneği neden olmasın.

Hem ruhen zaten mevcuttur ama siz göremiyorsunuz bence.Onların içine ben giremiyorum. Çünkü kilom ağır basmıyormuş.Hani bilirsiniz terazinin kefesine ağır koyarsanız diğer kefesinde ki hafif yukarı kalkar gibi bir durum.

Madem öyle bende bunu resmen yaparım.Efenim içtihad kapısı açıktır ama içine girmeye şu kadar engel vardır laflarını da artık dinlemem söylemiş olayım.Piyasada ki herkez müctehid kesilmişken ben neden bunların dışında kalıp ictihad edemiyormuşum.Ederim işte.

Ben müctehid olabilmenin yollarını ve sırlarını biliyorum ama size söylemem bilmiş olun.Eh,ehil olmayı gerektiren mevzulardır bunlar.Ciddiyet ister.O cevher de bende mevcut.Hadi canım sende,biz seni öyle görmüyoruz ki kalkmış kendi kendine ahkam kesiyorsun da diyebilirsiniz.Gözünü sevdimin İslam dünyasında ölçü bir değil ki sizin kanaatinize itibar edeyim.Alın bir ölçüde ben koyuyorum ve bu işe soyunuyorum.

İslam’da polemik olurmu kardeşim demeyin,yapınca öyle güzel oluyor ki.Mesela İslam’da en güzel polemik genelde “kadın”lar üzerinden yapılmaktadır.Bu zikrettiğim esas “pop 10” listesinde 4.veya 5.sıradadır.

İlk sırada ki benimde hep dikkatimi çekmiştir.Hem müctehid olma yolunda atılan en büyük adımlardan birisidir.Ayrıca burada ictihad geleneğine de ihtiyaç yoktur.”Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem”(M.Akif Ersoy) edebiyatlarını da dinlemem.Bana,sus bre gafil deyip haddimi bildirmeden önce halledeceğiniz çok iş,kaldıracağınız çok döküntü vardır.Bunu da iletmiş olayım.

Tamam müctehid olda düzinelerce kitap okudun mu? Kaç senedir mürekkep yalamış yutmuşluğun var?

Hayır(1)(bu cevap çok hoşuma gidiyor).Ya?

Sosyoloji ve felsefeyi iyi bilirim.İnsanı tanır,suyunun ne tarafa aktığını görebilirim.Çok iyi kıvraklıklarım söz konusudur.Allem eder gullem eder bir yordamını bulur rakibimi ah yanlış oldu muhatabımı ikna ederim.Yalan mı,edemiyormuyum,şahit değimlisiniz? Neden susuyorsunuz?

Aha buradan söylüyorum,ben haklıyım göreceksiniz.

İlan: Oflu hocalar size sesleniyorum,dikkat edin size de dil biliyorum.

Not: İctihad Edenler Derneğine üye kayıtlarımız başlamıştır.

(1)Hayır cevabı bende yeni refleks haline geldi.Bir nevi terapi ediyor,rahatlatıyor tavsiye ederim.(Kaynak gösterme şeklim nasıl ama.)


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.