Sanane

17 Eyl 2009

Reformizm şeyisi:
null

Bu ramazanı da taşıma DİN’le cüzdan değirmeni döndürmeye çalışanların meydanına bırakan koyunlar olarak ihya ettik..

Sanane.Bir onların koyunu olmaktan memnunuz.Hiç olmazsa sizin gibi fitne ateşi yakıp milletin dudağına bal niyetine zehir çalmıyorlar.Senin zırvalıklarından çok rağbet ediliyorlar ki milyonlarca insan onları dinliyor istifade ediyor.Sen ise ağacın çürük bir dalına çıkmış guguk kuşları gibi ötüyorsun.Sen ve tayfanız çatlayın ve patlayın.Sizin ağzınız varsa benimde ağzım var.


Sen ne çamlar deviriyorsun?

07 Eyl 2009

İslam ve Hayat’dan Süleyman Dilmen:

İbn Arabi, korkunç çelişkiler içine dalmaktadır. Rabbin, kulun bizzat kendisi ve imanın da küfür ile şirkin tıpkısı olduğunu söyler.

Senin gibi idraki dumura uğramış bir fesatçının dünya’ya geleceğini bilseydi söylermiydi garibim İbni Arabi bu sözleri.Sizler kendi idrakinize sığmayan şeylerin doğru olamayacağına iman etmiş,körleşmiş zavallılarsınız.

Bu konuyu ele almamın nedeni şüphesiz Kuran’ın akletmeye büyük önem vermesi ve şirkin ne kadar büyük ve affedilemez bir günah olduğunu vurgulamasıdır. Yüce Allah Yusuf suresinde ve daha birçok yerde insanların çoğunun ancak şirk koşarak iman ettiklerini söyler. O halde biz Müslümanlar imanımıza bulaşan şirki temizlemek durumundayız.

Bu zavallı adam şirkin, sadece zahiren görülen,duyulan şeylere tapınma olduğunu anladığı sonucunu çıkarıyorum.Kalbinde nefis putunu,zevk putunu,kadın sevgisi putunu,çocuk sevgisi putunu,hırs putunu,ego putunu,öfke putunu,gıybet putunu,hakaret putunu,tatil putunu,gaflet putunu vs.temizleyememiş birinin çıkıpta şirk hususunda ahkam kesmesi,birilerini mahkum etmesi ne kadar ahmakça ve seviyesizce bir davranıştır.


Senimi Referans alalım

05 Eyl 2009

Muhafazakarlar ile anti-muhafazarkarların arasını bulmaya çalışan Ayşe Böhürler’den inciler:

Kürt açılımı, Ermeni açılımı derken Dini Açılım Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan vasıtası ile gündemimize girdi.Böylece Ramazanın ruhu Hürriyet gazetesine sirayet etti. Buna şükreden çok mümin vardır eminim. Reklam kokuyor bu hareketler diye eleştirenler, din jandarmalığı yapıp “olmadı, böyle de umre yapılır mıymış” diyenler, Allah katındaki makbuliyetini sorgulayanlar, umreyi siyasi özür gibi görenler, çeşit çeşit tepki var ortada.

İslam dini konusunda açılım yapmak Ertuğrul ve Ahmet Hakan’a mı kalmış.Hadi bu ayak takımı çıkıp cüret etmişler ve bu işe soyunmuşlar, bunu bir nebze olsun anladık.Size ne oluyor da çanakçılık yapıyorsunuz? İbadet kılıfı altında reklam kokan bu hareketlerin neyini tasvip edecekmişiz ki çıkmış milleti eleştirip duruyorsunuz.

Bir İngiliz bunu yapınca yere göğe koyamıyoruz da bizimkiler yapınca niye tu kaka diyoruz anlamadım.

Boş konuşma ve hadi ordan be.
Hangi ingiliz bunu yapmışta yere göğe sığdıramamışız?İspatlanması mümkün olmayan,muğlak,kıytırık örnekler verip durma.
Varsa örneğin hadi ver öğrenelim.
İslami camianın köşelik aydınları sizi!

Velev ki reklam olsun, velev ki samimi olmasın, velev ki iktidara yaranmak için olsun. Velev ki medyanın tuhaf hallerinden birisi olsun, velev ki popislam bir yaklaşım olsun .

Bize ne? Ameller niyetlere göredir.

Niye bize ne olsun?
Bunlar değilmiydi,müslüman milletin anasını ağlatan,kan kusturan? Evveliyatında almışsınız kendinizi sağlama,kapmışsınız köşe başlarını şimdi ahkam kesiyorsunuz.Aramızda ki münafıkların ne olduğunu kim olduğunu afişe etmeyecekmiyiz?Bunları tespit edip teyakkuz halinde olmayacakmıyız?

Ameller niyete göredir diye diye ayağımızı kaydırdınız yıllarca.Münafıklığın alametleri mevcut kaynaklarda zikredilmektedir.Bu mühim bilgileri baz alıp tabi ki kimin ne mal olduğunu söyleyeceğiz.Bunun neresi niyet sorguculuğu oluyormuş.Ertuğrul umreye gitti diye zil takıp oynayacak,şükür secdesine kapanacak değiliz ya.


Açılım Şeyisi

18 Ağu 2009

atalayBazılarına göre “kürt açılımı” bazılarına göre ise “demokratik açılım” olarak nitelendirilen Türkiye’nin yeni gündemi daha çok konuşulacağa benziyor.
Bana göre “demokratik açılım” daha kabul edilebilir gibi duruyor.Çünkü “kürt açılımı” ırkçı söylemden öte bir mana ifade ettiğini düşünmüyorum.

Genel olarak Türkiye’nin böyle sorunu varmıdır diye kendimize soracak olursak evet vardır cevabı verilebilir.Her ne kadar işin içinde menfi hesaplar-taraflar var ise de genel bir bakış açısıyla ortada çözüm bekleyen vicdan ehli kişilerin varlığı da bir gerçektir.Yani kürt vatandaşlarımız.

Aslında bu durumun-sorunun “ulus devlet” olduğunu iddia eden bir ülkede yaşanması başlı başına bir ayıp olarak yeterlidir.Hepimiz biliyoruz ki ulus devletin temelinde farklı dinlere ve ırklara mensup kişilerin de hak ve hukukları gerektiği gibi verilmeli-korunmalıdır.Bunun en güzel örneği Osmanlı İmparatorluğunun hüküm sürdüğü dönemlerde görmek mümkündür.Eğer ki bunu yapamıyorsanız nasıl ulus devlet olacaksınız diye adama sormazlarmı.İşte ben bu işi CHP’den ve MHP’den daha iyi biliyor ve analiz edebiliyorum.Çünkü benim kimseye vermek zorunda olduğum bir hesap ve kimseden toplamak zorunda olduğum bir oy yoktur.

Bu bağlamda saygın bir tarihçi olan sayın Murat Bardakçı ‘nın “Milliyetçi bir devlet anlayışı ile imparatorluğu yorumlayamazsınız” görüşü ne kadar isabetli ve yerindedir.Yani hem milliyetçi olacaksınız hem de ulus bir devlet anlayışından söz edeceksiniz.Ben bu tezi savunan siyasetçilere “salak,gerzek” siyasetçi diyorum.

Şuanda ki mevcut hükümetin bu “demokratik açılımını” ben ulus devlet mantığı ile yorumlandığını düşünüyor ve çok yerinde buluyorum.

Peki yerinde bulmayan bu hödük taifesine ne oluyor da karşı çıkıyor çok da idarak edebilmiş değilim.Ama bu adamların nasıl bir mantık içerisinde olduğunu anlamak güç değil diye düşünüyorum.

Bu noktada CHP’yi sosyalist faşist,MHP’yi ise milliyetçi faşist olarak yorumluyorum.Bunların ulus devlet diye kesinlikle bir anlayışları söz konusu değildir.Amaçları mevcut düzeni muhafaza edip Türkiye’yi bir kördüğüm içerisinde çözümsüzlüğe mahkum etmektir.

Bunların çığırtkanlık yapmalarına sebep olan tek şey ise imralıda ki beyinsizin tamda bu açılım üzerine “yol haritası” diye bir saçmalık icat etmesinden ileri geliyor.Peki haklılarmıdır?Bence hayır yine de haklı değillerdir.Çünkü bu siyasetçi müsveddeleri bunun apaçık bir provakasyon olduğunu göremeyecek kadar yanlı bir zihniyete sahiptirler.

Her iki kanadın yapmak istediği şey bu süreci baltalamaktan başka bir şey değildir.Bunu anlamamak için salak veya geri zekalı olmak gerekir herhalde.

Bunların topu bu vatan’a ihanet içindedirler.

Kısaca böyle…


Bu vicdan kimin?

04 Ağu 2009

vicdanGeçenlerde bir arkadaşımla hasbihal etmek için bir araya geldik.Öylesine havadan sudan konuşurken konu “vicdan” kavramı üzerine geldi bir şekilde.

Arkadaşım konu üzerinde mütealalarını anlatırken benim aklıma birden “Size gönüller veren O’dur” ayeti kerimesi düşüverdi.Tahmin ediyorum ki gönül ile vicdan aynı şey.Hani deriz ya “vicdanım sızladı”,aslında sızlayan gönlümüzdür, gibi.

Yaptığınız her ne kadar size doğru gibi gözükse bile Hak katında doğru görülmüyorsa vicdanınız ile başınız dert de demektir.Çünkü orası size hep gerçeği haykırır.O zaman şöyle bir soru ile karşı karşıya kalırız;

İçimde benden farklı düşünen ve bana itaat etmeyen bir şey mi taşıyorum?

Cevap;evet.

İçimde doğruyu yaptığım da beni tasdikleyen aksi istikamette yapılanları onaylamayan bir karar mekanizması var.İşte ben buna gönül veya vicdan diyorum.Bana verilen bu yüce duygu için yaratıcıya çok teşekkür ediyorum buradan.

Eğer ki secde etmeye sebep bulamayanlar olursa bunu bir düşünsünler derim.

Yaşadığımız yüzyıl içerisinde bununla ilgili üzücü bir örnek verebilirim.

Yanılmıyorsam bir Afrika ülkesinde (Sudan) karnı aç olan bir çocuğun BM yemek kampına gitmeye çalışırken arkasında onun ölmesini bekleyen bir akbaba karesini fotoğraflayan kişinin (Kevin Carter),o çocuğa yardım etmeden orayı terk edip gitmesi doğrumuydu?Hayır değildi.

İşte bunun doğru olmadığını (vicdanı rahat bırakmamış) kendisi de bir zaman sonra anlamış,içinde ki bu sesi susturamayınca intiharı seçmiştir.Tabi üzücü durumlar bunlar.

Bu yazıyı yazarken beni düşündüren veya kendi kendime sorduğum başka bir şey daha var.

İntihar etmelerini istemeyiz elbette ama bu bizim laik faşizanlar bir gün olsun eza ve cefa çektirdikleri malum kesimden dolayı vicdani bir rahatsızlık hissediyorlar mı dır?

Ve ya,

Akşam olup başlarını yastığa koyup uyuduklarında bu kişilerin halleri gece rüyalarına giriyor mu dur?

Gerçi bunlar yüzsüz ve gamsızdırlar.Ben onların farkına varamadıkları bir vicdanları olduğunu düşünüyorum.

Bu intihar etmekten daha kötü gibi duruyor.


Mevlamızın huzuruna nasıl çıkıyoruz ?

30 Tem 2009

Çok sevdiğiniz biri sizi davet etse nasıl hazırlanırdınız?
En yenileri en temizleri giyer,
Kendinize çeki düzen verirdiniz değil mi ?
Hele de bu kişi sizi çok iyi görmek isteyen biri ise.
O sizi iyi görsün diye özene bezene hazırlanırsınız değil mi ?
Peki sizi kimsenin gücü yetmeyecek sanat ile özenerek yaratmış olan ALLAH ın ,
Sonsuz kudret sahibi RAHMAN’ın huzuruna çıkarken kendimize ne kadar çeki düzen veriyoruz ???
Rabbimize ne kadar saygı duyarak huzuruna çıkıyoruz?
Kişi sevdiğinin karşısına çıkarken en güzel şekilde hazırlanıp çıkar,
O halde ALLAH ın huzuruna çıkarken,
En güzeli giyinip en güzel şekilde takvalı çıkalım huzuruna.
Unutmayalım,
En çok sevdiğimizin huzuruna çıktığımızı.
Sahibimizin bizi izlediğini unutmayalım,
RABBİMİZİN huzurunda olduğumuzu unutmayalım…

Abdullah Canan


Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.