Biliyor ama…

taşgetirenAhmet abi yine konuştu duymadık,bilmiyoruz demeyin.
Bugün ki köşeli yazısında şu makaleyi kaleme almış.Kendisi çok uzun zamandır yazıyor çiziyor.Televizyonlarda olsun gazete köşe yazılarında olsun sürekli bir şeyler söyler durur.

Dikkatle takip edecek olursanız kendisinin hiçbir zaman hiçbir şeyden tatmin olmadığını görebilirsiniz.Arada bir düşünüyorum acaba bu adama ne lazım diye.

İşin enteresan tarafı Ahmet abiyi okudukça kendimi,sanki ekmeği bulmuşta suşi yemeğimiz eksik kalmış gibi hissediyorum .Kendisinin hala hangi kabileye mensup olduğunu da anlamış değilim açıkcası.Hadiseler karşısında ki analizlerini bir tür doyumsuzluk olarak nitelendiriyorum.

Yorumlarını tarafsız olarak görmediğim zaten kesin.Sanıyorum buna etken sebep ise saadet partisine yakınlığı ile alakalı olsa gerek.

Yukarıda linkini verdiğim makaleden bir şey anladığını zanneden varsa beri gelsin.Güya aklı sıra hem ahkam kesiyor hem de bilgelik kabilinden mesajlar gönderiyor malum makamlara.Kendisi genelde hakim bir akla sahip olduğu için sürekli birilerinin eksikliklerinden dem vurup durur.Aslında yapılan işlerin çoğu ona göre yanlış olup düzeltmek zorunda hisseder kendisini.

Kendi sözleri olduğu gibi yer yer sözcülük namına şeylerde paylaşır bizimle.

Makalesinde bizlere sorularda soruyor.Aslında soru sormuyor bizim kendisi gibi düşünmemiz için bir takım cevaplar veriyor.

Hadi Ahmet abi silkelen biraz.Bundan daha iyilerini de yazabilirsin.

Ama mümkünse saadet partisi ağzıyla olmasın rica ediyorum.

3 Responses to Biliyor ama…

  1. Mustafà Ràví diyor ki:

    Selâmun aleyküm, SAK Bey.

    Taşgetiren Beyi uzun zamandır okumuyorum. O yüzden mesele hakkında derin bir yorum yapamayacağım. Ama Saadet Partisi’ne yakın olmak o kadar kötü bir şey mi ki Allah aşkına? Her neyse, o kadar önemli de değil bence bu ihtilâfımız.

    Size şu Stres abi sitesinde iki yorum yazmıştım. Yani o adamlarla olan konuşmanızda. Ama Stres abi olacak adam yorumlarımı yayımlamamış. Aynı başlık altında benden sonra yazılmış bir yorum yayımlandığına göre benimkiler hiç yayımlanmayacak da.

    O yorumlarda sizi haksız buluyor, onlara pek bir şey demiyordum ki onları aşağıya da alıntılıyorum.

    Fakat şimdi daha iyi anladım ki adamların mizah seviyesi makbulün çok üstünde ve adamlar resmen şamata ediyorlar. Öyle olmasaydı benim ciddî yorumlarımı yayımlarlardı.

    Yine de naçizane ricam odur ki böyle hücumkâr davranmayınız başka zaman. Siz veya ben öyle davranırsak hem böyle makaracı adamlara malzeme oluruz, hem de bazı insanlara aşırı sert davranıp onları üzebiliriz. Umarım bu tavsiyemi hoşgörür ve makul bulursunuz.

    Şimdi de Stres’in yayımlamadığı yorumlarımı bilginiz için size sunayım. Bakın, dikkat edin, bu yorumlarda bilhassa sizin üzerinize yoğunlaşmamın bir mikdar yanlış olduğunu fark ettim. Stres’i eleştirdiğim yerde daha sert olmalıydım.

    SAK Bey, yukarıda bir abinin dediği gibi [DÜZELTME: NE ABİSİ, KENDİNE HAV HAV DİYENE ABİ Mİ DENİR!] olaya sert dalmışsınız ve kendiniz ettiğiniz hakaretlerle size yine hakaretle cevab verilmesini epey hak etmişsiniz gibime geliyor. Zira kitab-ı kerimimiz yaklaşık bir meâl olarak der ki “seyyienin karşılığı ona denk bir seyyiedir, fakat affetmek” daha iyidir.

    Bu arada, hakemlik filân etmek gibi bir niyetim yok. İnsanlar beni tanımadan ve benim hükmüme razı olmadan öyle bir hakkım da yok zaten. Sadece belki “ara bulurum” yani “sulh” yaparım diye uğraşıyorum. Bunu da özellikle söylüyorum çünkü daha önce girdiğim bir sitede de bunu yapmaya çalıştım; ara bulmaya çalıştığım ve tenkid ettiğim insanlar bile beni anlarken, bir başkası gelip beni hakem rolüne soyunmakla başkalarına ayar vermekle itham etti. Uzlaştırmaya gayret ettiğim insanlardan biriyle aramı bozmaya da çalıştı. Aman burada böyle bir yanlış anlama olmasın, ben sadece fikrimi serdediyorum.

    Neyse devam edeyim.

    SAK bey, “ironi kelime-i müsveddesi” demişsiniz. Müslümanlıkta insanları aşağılamak için mizah yapmak var mı meâlinde konuşmuşsunuz. Oysa kendinize söylendiği halde görmemişsiniz ki o aşağılamalar bunu hak edenlere, yırtıcı/yağmacı (predatory) kapitalizme imiş. Büyük kötülük işleyenlere yönelik bu tür aşağılamalar, ironiler, mizah, Kur’an’da bile var.

    Yalnız ben olsam bu kadar mizah yapmazdım, fakat yapılan mizahı da bazen gayet beğeniyorum. Öyle sertçe kınanacak bir şey görmüyorum. [SONRADAN KOYDUĞUM NOT: ARTIK EPEY GÖRÜYORUM.]

    Yalnız, naçizane görüşüm odur ki meselâ şu karna demir girmesi vs. meselesinde, yenilerin safderunca yazıları yüzünden eski âlimlere de eski devirlerde filân kalmış insanlar demeseydiniz, Stres Abi Bey. Tarihî metinler, onları anlayan ve etraflarındaki tarihî durumları bilen tarihçiler veya tarih bilgisi yeterince güçlü olan uzmanlar tarafından değerlendirilmelidirler.

    Onların bugünkü hayat ile ilişkisini de biz değil, bu vasıflara sahib zekî, bilgili ve sâlih uzmanlar değerlendirme hakkına sahibdirler. Örnek olarak, Fıkıh Profesörü Hayreddin Karaman Hocamızı verebilirim.

    Herkese sonsuz saygılarımla. Allah bizleri, en başta da bu dengesi sık bozulan adamı, kibirden, müsamahasızlıktan, sevgisizlikten ve sevgi ve saygı eksikliği çekip kendi suçumuz olmayarak aşağılık kompleksine düşmekten korusun. Tekrar saygılar, selâmetler dilerim.

    # Mustafà Ràví Diyor ki: Yorumunuz denetim için bekliyor.
    Ağustos 29, 2009, 10:05 pm üzerinde

    Bi dakka sakın yanlış anlaşılmasın şu cümlem: “Allah bizleri, en başta da bu dengesi sık bozulan adamı, kibirden, müsamahasızlıktan, sevgisizlikten ve sevgi ve saygı eksikliği çekip kendi suçumuz olmayarak aşağılık kompleksine düşmekten korusun.”

    Buradaki “dengesi sık bozulan bu adam”, hâşâ buradaki herhangi bir kimse değildir! O adam benim şahsen ve bizzat, başkası değil.

    Selâmetle.

  2. SAK diyor ki:

    Aleyküm selam Mustafa Bey,

    Tabii olarak saadet partisine yakın olmak kötü bir şey değildir.Ne var ki Ahmet bey’in özellikle “demokratik açılım” sürecinde ki yapmış olduğu eleştirileri objektif görmemekle beraber,bu nazik süreci iyi okuyamadığı kanaatini taşımaktayım.Konuyla ilgili makalesini dikkatlice okuyunca bu açıkca görülebilmektedir.Gerekirse detayınada gireriz.Görüşümde hatalı da olabilirim.

    Diğer meselede,

    Benim oradaki “ironi kelime-i müsveddesi” cümlesini kurmam esasında “ironi” ye karşı olmamdan ileri gelmemektedir.Karşı durduğum mesele “ironi” yapma adına kullanılan seviyesiz ve belden aşağı kelimelerin vurgulanmasıdır.Ben buna kültürden daha çok bir “varolma egosu” diyorum.
    İroni yapan nice ustadlar vardır.Allah aşkına hangi kendini bilen kişi böyle söylemler içine girebilir.

    Not:Akıl bir noktadan sonra imanın hamalı olmalıdır.

  3. Mustafà Ràví diyor ki:

    Stres Bey yorumumu sonradan yayımlamış, galiba biraz haksızlık etmişim o hususta.

    Ama onun dışında fikrimde kararlıyım. Kendisi burayı okursa, hiç kızmasın inşallah ve fakat ironiyi, mizahı, hicvi, iğnelemeyi (hangi tabir en doğrusuysa) bu kadar bayağı bir dille anlatmayı doğru bulmuyorum ben de sizin gibi. Yine de sizin tepkinizi de, naçizane görüşümce, aşırı bulduğumu belirtmek isterim. Çünkü zaten o sitelere giriş ânımızda bile ciddiyetsizce şamata ve hiciv yapmak üzere kuruldukları anlaşılıyor, o yüzden kimseye pek zararları olduğunu sanmıyorum. Hatta bazen yerinde eleştirileri de oluyor. Bence eleştirsek ama o kadar sert çatmasak ve kavga etmesek daha doğru olur.

    Tabii ne onlara ne size ders verme konumunda değilim. Zaman zaman onlardan daha mâlâyânî ve hem onlardan hem de sizden daha kavgacı işleri kendim de yaptığımı biliyorum. “İnnî lâ uberri’u nefsî” (kendimi/benliğimi asla temize çıkarmıyorum) demek zorundayım burada.

    Haydi kolay gelsin. Selâmetle.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.