Kıymet Bilmek üzerine…

En başta söyleyelim her insan kıymetlidir.
Hatta yaratılmış olan herşey kıymetlidir,gereklidir vede hikmetlidir.Yani siz,biz veya öteki bir amaca ve hikmete binaen var edilmiş bulunuyoruz.

Bizler varlığın sahibinin ne denli kıymetli olduğunu bilerek değilde farkına vararak azda olsa anlayabilsek kendi varlığımızın kıymetinide belki anlamış oluruz.
Öyleya insan alemlerin özüdür dolayısıyla herbiri birbirine bağıntılı kılınmış.

İnsanoğlu ne kadar kıymetlidir ki var edilmiş ama başıboş bırakılmamış.Var edilişten bu yana sürekli ilahi öğreti ile bir insani eğitim sürecinden geçirilmiş.Çeşitli vesilelerle uyarılmış neyi nasıl yapacağı söylenmiş-emredilmiş.Söylemler istikametinde hareket etmeliymişiz ki kıymetimizden birşey kaybetmeyelim.Bunun böyle olmasını isteyen herhalukarda sahip olduğu şeyin kıymetini en iyi bilendir.Bunun ne şekilde olduğunu aşağıda yeri geldiğinde mesellerle ifade etmeye çalışacağız.

Hepimizin malumudur insandan başka hiç bir varlığa öldüğü zaman yapılan tören,merasim ve ihtimam gösterilmez.Bize göre hangi şeyin devam etmeyen varlığı kıymetlidir?Görüyoruzki insanı var eden Allah ne kadar kıymet veriyorki şahanesine onun vefatından sonra bile alelade görülmesine müsade etmiyor her türlü ta’zim üzere ebedi ikametgahına yolcu ettiriyor.O kadar şahanesine sahip çıkıyor ki yaşadığı halde de vefatında da yalnız bırakmıyor ve sürekli murakabe altında tutuyor.

Bir şeyin kemalata erebilmesi için (kendi özelliği içerisinde) gayretler sarf ederiz.Bunun insanca iki sebebi olabilir.

1-Ondan çıkar sağlamak
2-Ona kıymet vermek

İlahi boyutta ise mesele sadece kıymet verilmesinden ileri gelmektedir.Varlığın sahibinin,hiç bir şeye muhtaç olmayan Allah’ın,herşeyin bir “ol” emri mesabesinde olan varlık karşısında ne çıkarı olabilir?

Şimdi ise bizler nasıl davranıyoruz bütün bu anlatılanlar doğrultusunda ona bakalım.

Bizler sahip olduğumuz yetilerle karşımızdaki insanlara şirin gözükmeye dolayısıyla onların akıllarını ve gönüllerini kendimize esir etmek kaydıyla kıymetdar olduğumuzu hatırlatmaya-hissettirmeye-bildirmeye çalışırız.Kaldıki bu 1,2,3 değil daha fazla kişilere bunu göstermeye çalışırız.Çünkü her nekadar kıymetimizi gösterdiğimizi bilsekte-anlasakta her ne kadar karşıdaki bunu görüp ona göre bize muamele etsede asla ve kat’a yeterli gelmeyecektir-gelemez.Bunun yegane nedeni ise bu güdünün bir ebediyet duygusu ile alakalı olmasından kaynaklanmaktadır.Öyle bir kıymet veren olacakki tam-kafi-yeterli-doyurucu olsun ve mutmain olabilelim.

Size kıymet vermek değilde sahip olduğunuz maharetlere kıymet verenler yarın siz bu mahir özelliklerinizi kaybettiğinizde bir surat ekşitme hakereti ile sırt döneceklerdir.Siz siz olun umutsuzluğa kapılmayın,yapmanız gereken sadece akıllı olmak ve meselenin gereçeğini yakalamak.

Buna bir kaç mesele verelim,

Mesela sizin kıymetini en çok kim bilebilir?
Ebeveynlerinizmi,eşinizmi,çocuğunuzmu,akrabalarını zmı yoksa diğer insanlarmı?
Şöyle bir göz atarsak ilk 3 seçenekte bulunanlar bizim kıynetmizi daha iyi bilirler.Eh haliyle her kişide kendisine kıymet veren tarafta olmak ister onlarla hukukunu daha çok geliştirir (Bu cümleyi unutmayalım aşağıda atıfta bulunulacak).Çünkü insanda kıymet verilmeyi arzulama güdüsü baskın bir şekilde vardır.Biz sizin çocuğunuza sizden daha fazla kıymet vermeyiz belkide hiç umursamayız.Bizden annenizin size verdiği kıymeti vermemizi beklemeyin.Kıymet verme alış verişlerinde birde kıskançlık denen bir kavram işin içine dahil edilir ki bu apayrı bir muamma.Mesela bir hanım eşine “Ailene benden daha fazla kıymet veriyorsun,ebevenyler ise Hanımına bizden daha fazla kıymet veriyorsun” gibi.Konumuza geri dönelim.

Madem herkezin kıymetini ya sahibi yada kendine en yakın olan bilebiliyor,sizi ve sizden olan olmayan herşeyi yoktan var eden,kıymet duygusunu bile var eden Allah’ı bu değer ölçüsünden uzak tutuyor ve öylece gafilane bir şekilde yaşıyorsun-yaşıyorsunuz-yaşıyoruz-yaşıyorlar?

Şunca senelik ömrü hayatınızda size en kıymet verenlerin acziyetini-nankörlüğünü göremiyormusunuz?Bu kıymet vermelerin içerisinde bir yetersizlik,kifayetsizlik,anlamsızlık olduğunu neden göremiyoruz?Evet madem bu güdü bizde var edilmiş maneviyat dahilinde bu ihtiyacı karşılamazsak tabii olarak başka başka vesileler bulacağız tatminkar olmak için.Madem bulduk o halde hala neden bu canhıraş bir tavırla kıymet verilmeyi isteme hareketleri?
Ozaman bizler gerçekte asıl kıymet verene kendimizi bırakmamışız-bırakamıyoruz.

“Eh haliyle her kişide kendisine kıymet veren tarafta olmak ister onlarla hukukunu daha çok geliştirir (Bu cümleyi unutmayalım aşağıda atıfta bulunulacak).” demiştik yukarıda.

Kıymetimizi tekrar kazanmak istiyorsak tarafımızı değiştirmeliyiz.Tarafımızı değiştireceğizki O’nunla hukukumuz gelişecek,güzelleşecek çokca kıymettar olacağız.Biz kıymetli olduğumuzun farkına ancak O’nunla varabiliriz.Hertürlü maharetimizi veya yapmamız gerekenleri O’nun için yapacağız ki yine O’nun kıymettarlar ordusuna dahil olabilelim.

Biz O’nun olduğumuz için zaten kıymetliyiz.Daha farklı bir şekilde kıymet duygusunu yaşamak için kimseye ihtiyacımız yoktur-olamaz-olmamalı.

Hem bir deneyin bakın nasılda “iğreti” duruyor.Biz olursanız sizi çok iyi tanırsınız!

En kıymetlimize başka başka kıymetler peşinde koşup kıymetsizleşen bizi adamamız dileği ile..

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.