“Güldürende ağlatanda O’dur” Ayeti Kerimesi üzerinde biraz mütaala edelim istedik.
Konu başlığımız ile yukarıda zikretmiş olduğumuz ayeti kerime arasında bir bağ varmıdır yokmudur?Bunu arayıp bulmaya çalışalım.
Önce maddi yani bedene tesir eden hastalıkların sebeplerinden beklide sadece bir tanesini inceleyecek veya düşünecek olursak karşımıza şöyle neticeler çıkabilir.
Evvela yeni doğmuş ve akabinde çeşitli hastalıklarla tanışmış bir bebeği göz önüne alalım.
Bu çocuk zaman içinde soğuktan,sıcaktan veya biz yetişkin insanları beklide hiç etkilemeyecek küçücük şeylerden veya bizleri de etkileyecek hastalıklardan muzdarip olabilir.
Mesela hasta olan bir bebeğe doktor genellikle iğne türü şeyler vermez.Çünkü direk iğnenin haplara göre etkisi daha fazla olur.İlk önce iğnelere müptela olmuş olan bu bebek aynı tür veya başka tür hastalıklara yine maruz kaldığında hap tedavisi uyguladığımızda göreceğiz ki pek etkisi olmayacak hastalığı belirli bir süre sonra geçecek olsa da ,bu biraz zaman alacaktır.
İğneye alışmış olan bu küçük beden büyüdükçe hastalığının ağırlığı da haliyle artacaktır.Bu sefer küçükken almış olduğu iğneden dolayı vücudu ona göre bir mukavemet geliştirmiş olacak ve artık iğnenin de hastalığının iyileşme sürecinde etkisinin zaman içinde görülmesi yani kısa değil de uzun zaman içinde etkisini göstereceğine şahit olacağız.
Halbuki biz ilk önce iğne değil de hap tedavisi uygulamış olsaydık en başında ,bu süreç normal olarak işleyecek ,gerekli olan tedavinin gerekli ilaçlarla yapılmasından dolayı bir sıkıntı çekmeyecektik.
Penisilin çok ağır hatta vücuda uygun olurmu olmazmı diye testten geçirilen bir ağrı kesici türden iğnedir.Zamanında iğne ile tedavi olan bir kişinin bağışıklık kazanmış olan vücudu artık çektiği ağrılarından dolayı daha fazla dozajlı bir iğneye ihtiyacı olacaktır.
Buradan da anlıyoruz ki hastalıkların aslında geliş hikmetlerinden biriside ileriki dönemlerde karşılaşacağı hastalık türü veya bedeni zorlayacak türden şeylere karşı güçlü,kuvvetli olmasıdır.Ona göre beden direncini arttırıyor.
Mesela Sibirya soğuğunda yaşayan bir kişinin çok sıcak olan bir ülkede bedenen çekeceği sıkıntıları düşünelim.Akside böyle olur.Mesela bazı soğuk ülkelerde yaşayan insanlar çocukları doğduktan sonra çok soğuk bir havuzun içine atarlarmış.Sebebi soğuk iklimde yaşadıkları için şimdiden onun buna hazırlıklı olması.
Hulasa bizlere isabet eden bu tür şeyler bedenen bizim hayatın yaşamsal getirilerine karşı mukavemetimizi arttırıyor.
Şimdi ise olayın manevi yani iç alemimizde cereyan eden üzüntü,kederlenme tarafını ele alacağız.
Biz insanların hayatında çeşitli dönemlerde ki buna küçüklük evresi de dahil bazı ,yüreğimizi acıtan meseleler karşımıza çıkar.Aslında bu her ne kadar bize göre sarsıcı etkide yapsa da nice nice faydalı yönleride vardır.Aslında bunlar ilk önce küçük küçük tabiri caizse artçı sarsıntılar ile gelir.Mesela küçük bir çocuğun aşk acısı çektiğini söylemek biraz komik olur.Öyle olsa o çocuğun buna katlanma ihtimali çok düşüktür beklide hiç yoktur.Onun gönlünü elindeki şekeri ,oyuncağı alarak veya sert bir bakışla,sert bir sesleniş ile kırmayı başarabilirsiniz.Biz her nekadar hissetmesekte o bunu çok içerlemiştir ve yüreği fena derecede yanmıştır.
Sizden azcıkta olsa bir anlayış bekler.Halbuki bilmez ki siz esasında bu hareketinizle onu bazı tehlikelerden korumak istemişsinizdir.Zamanla sizi anlayacağını düşünür asla bu hareketinizden dolayı geri dönüş yapmazsınız.Ama o bunu anlamaz.Acaba çocuğun bunu engelleyecek bir gücü olsaydı sizce denermiydi?Hiç şüpheniz olmasın.Bu satırları unutmayınız çünkü aşağıdaki açıklamalarımızda bizlere kılavuzluk yapacaktır.
