Feride artık büyümüştü,palazlanmıştı ve biliyordu her şeyi,hakikati görmüştü.
İslami gelenekçiler ve İslami reformistler arasında bir seçim yapmak zorunda hissediyordu kendisini.Heva ve hevesi beynine,gelenekçilerin razı olamayacağı hinlikleri pompalıyordu.Olmaz diyordu,kabullenemiyordu mevcut gelenekçi kültürünü.
Yaşadığı gibi inanmış olduğu İslam ile çelişen hayatına,artık bir çekidüzen vermek zorundaydı.Düşünüyordu ama işin içinden bir türlü çıkamıyordu.Olması gerekliydi ona hitap eden bir fikir.Soruyordu etrafına,böyle olmazmı diyordu.Çünkü tercihen görüntüsü ve aklının bir karış havada oluşu buna müsaade etmiyordu.
Ozaman ne yapmalıydı,bu gelgitler arasında bir çıkış yolu bulmalıydı.Yatmıyordu oflu hocaların sunduğu yaşam şekli feride’nin aklına.Bu memlekette oflu hocalardan başkaları da olduğuna inanıyordu.Feride inanıyordu,bir fikri vardı,inançları tercihlerine uymalıydı.
Sıkmayan başörtüsü taksam,gözüme de hafiften sürme çeksem olurmuydu düşünceleri arasında çabalarken,mini etek giydirilmiş oyuncak bebekleri almak,onlara bakmak caiz değildir diyenlerle uğraşması gerekiyordu ayrıca.Sevdiklerinin sevmediğini o da sevmiyordu.Bu halinden gurur duyuyordu feride.
Artık takip edeceği çizgiyi biliyordu.Her şey kafasında yavaş yavaş şekilleniyordu.Mini etek giydirilmiş oyuncak bebeklere bakmanın caiz olmadığını söyleyen taifeyle paylaşacağı şeylerin olmadığına inanıyordu,onlardan yüz çeviriyordu ve kendisine yepyeni,taptaze bir yol belirlemişti feride.
Durmadan hilalleniyordu feride.Hilallenirken “yürü be kim tutar seni” diyenlerin verecek olduğu gazı da fikir deposuna doldurmayı ihmal etmiyordu.Artık kendisini hazır hissediyordu,dinde reform yapmanın zamanı geldiğine kendiside inanıyordu feride’nin.Acaba nasıl olmalıydı sorularına artık takılmıyordu.Rahle-i tedrisatında mürekkebini yaladığı reformistlerin, fikrini benimsemiş olarak,meydana çıkmaya hazırdı.Alacak olduğu icazet söyleyecek olduğu,düzülmüş ve süzülmüş-işe yaramayan kelek kavunlar gibi-kelek söylemlerine bağlıydı.
Nedense boynu yine bükük kalmıştı feride’nin.
“Olmaaaz….olmaaaz “diyerek ne kadar yaygara etse de,karşı tarafın köklerine ne kadar bağlı olduğu gerçeğini gözden kaçırdığını anlamıştı.Soruyordu kendisine,hadi ben mevcut duruma göre aklı bir karış havada birisiyim,siz neden göremediniz “hocalarım” diye içli içli hem soruyor hem de söyleniyordu feride.
